: : Kategoriler : :
: : Sponsor Reklam : :
istanbul gezilecek yerler
: : Son Yorumlar : :
: : Takvim : :
«    Aralık 2014    »
PtSaÇrPrCuCtPz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
: : Arşiv : :

iletişimBize Ulaşın

: : Anket : :
Sizce En Güzel Bölgemiz?
Marmara
Ege
Akdeniz
İç Anadolu
Karadeniz
Doğu Anadolu
Güneydoğu Anadolu
: : Popüler Konular : :
: : Etiketler : :
: : Bağlantılar : :

Urlada Gezilecek Yerler
        

Urlada Gezilecek Yerler Girintili, çıkıntılı koyların, her çeşit sebze ve meyvenin yetiştiği yarımadanın ortasında bulunan Urla, tüm Ege-Marmara kasabaları gibi denizden birkaç kilometre içeride kurulmuş. Kasabanın sakin ve huzurlu sokaklarıyla, özgün dokusunu koruyan Arastası görülmeye değer. Burada semerci, nalbant, demirci ve testereci gibi geleneksel el sanatlarının son temsilcileri varlığını sürdürüyor. Denizli Mahallesi Camisi, Kamanlı Camisi, Sungurlular Camii, Kapan Camii, Fatih İbrahim Bey Camii ve Hacı Turan Şadırvanı da kasaba ve çevresinde bulunan tarihi yapılar.

Urla iki ünlü edebiyatçının da memleketi: Yorgo Seferis ve Necati Cumalı. Nobel Edebiyat Ödüllü Yorgo Seferis İskele Mahallesi’nde doğmuştu. Seferis’in doğduğu ev 2000 yılında restore edilerek butik otele dönüştürüldü. Türk edebiyatının en önemli yazarlarından olan Necati Cumalı’nın Urla’daki evi de müze olarak ziyaret edilebiliyor.

Antik yerleşimlerin görüldüğü İskele Mahallesi ise şimdi Urla’nın yalısı. Urla çevresindeki ilk yerleşimin MÖ 4000 yılına tarihlenen Limantepe Höyüğünde kurulduğu kabul ediliyor. Daha sonra MÖ 1000’li yıllarda Yunan koloniciler İskele Mahallesinde Klazomenai kentini kurmuş. Limantepe’den batıdaki Ayyıldız ve Cankurtaran tepelerinin eteklerine kadar yayılan antik kentin kalıntılarının bir bölümü de Karantina adası üzerinde. Klazomenaide yıllardır süren kazılara rağmen, kentin büyük bölümü hâlâ toprak altında. Yaşadığı bir deprem sonrasında bir bölümünün de sulara gömüldüğü biliniyor, bu yüzden Limantepe’deki kazılar su altında da sürdürülüyor.

Urlada Gezilecek Yerler Klazomenai antik dönemde zeytinyağı üretimiyle ünlüymüş. Yapılan kazılarda MÖ 6. yüzyıla tarihlenen depoları ve yakınındaki iki su kuyusuyla birlikte Anadolu’nun en eski zeytinyağı işliği ortaya çıkarılmış. Kazılarda zeytinyağını ayrıştırmaya yarayan toprak kaplarla, zeytini ezmekte kullanılabilecek el havanları, öğütme taşları da bulunmuş. İşlik, dönemin malzemeleri kullanılarak tekrar ayağa kaldırılmış.

Iskele’nin 100 metre açığında da adını Fransızların 1865 yılında yaptığı karantina tesislerinden alan Karantina Adası yer alıyor. Veba, kolera ve humma gibi ölümcül hastalıkları engellemek için gemilerin ve yolcuların temizlenmesi için bir karantina tesisi kurulmuş ve 1950 yılına kadar işlevini sürdürmüş. Ada, 1955 yılında karaya bağlanmış.

Yapılan kazılardan Klazomenaide yaşayanların özgürlük ve eşitlik gibi kavramlara sıkı sıkıya bağlı oldukları da anlaşılmış. Evlerinde de, mezarlarında da sınıfsal farklılığa rastlanmamış. Antik metinlerde de İon kolonilerin en yoksulları ve başıbozukları oldukları anlatılıyor. Bu yüzden bilim adamları, Klazomenailılann dünyanın en eski sosyalistleri olduğunu kabul ediyor. Döneminin en büyük filozofu ve doğa bilgini olduğu kabul edilen Anaksagoras da (MÖ 500-420) Klazomenai’de doğmuş. Anaksagoras soylu bir aileden gelmesine rağmen politikayla ilgilenmemiş, kendini tümüyle felsefeye, doğa ve gökyüzü olaylarını araştırmaya vermişti. Öğrencisi ve dostu olan ünlü devlet adamı Perikles’in davetiyle Atina’ya giden Anaksagoras “felsefeyi Atina’ya getiren adam” olarak da ün kazanmıştı. Ancak düşünceleri başına büyük dertler açmış dinsizlikle suçlanmış ve canını zor kurtarmıştı.

Urla yakınlarındaki Bademler ülkemizde tiyatrosu olan ilk ve tek köy. Bademler’in geçmişi iki yüz yıl öncesine kadar gidiyor. Bademlerin Tahtacı Alevi olan halkı 19. yüzyılın başına kadar bu yörede göçebe olarak yaşıyormuş. Ormanlardan ağaç kesip, tahta biçip odun satıyorlarmış. Zamanla göçebeliği bırakıp yerleşik yaşama karar verince buraya yerleşmişler. Çevredeki badem ağaçlan nedeniyle köy Bademler olarak adlandırılmış. Bademler halkı çalışkan olmasına rağmen başlangıçta çok yoksulluk çekmiş. Yoksulluğun nedeni ise susuzluk ve büyük bir emekle yetiştirdikleri tütünün para etmemesiymiş. Bu yazgıyı değiştirmek için 1962 yılında bir kalkınma kooperatifi kurup güçlerini birleştirmişler.

Köye tiyatro sevgisini 1925 yılında atanan öğretmen Mustafa Anarat aşılamış. Daha İzmir’de Devlet Tiyatrosu yokken Bademler’de tiyatro oyunları sahnelenmiş. 1933 yılından günümüze kadar her yıl Bademler’de bir ya da iki oyun oynanmış ve tiyatro Bademler’de yaşamın bir parçası olmuş. Tiyatro binalarını da imece usulüyle yapmışlar, Bademler tiyatro binasına kavuştuğunda birçok büyük kentin tiyatrosu yokmuş, (hâlâ yok!) Bademler Tiyatrosu bazen çevre köylere de gidip oyunlar oynuyor, bazen de profesyonel tiyatrolar köyde oyunlannı sahneliyor. Ankara Ekin Tiyatrosu’ndan Ferhan Şensoy’a kadar birçok tiyatrocu köyde oyunlarını sahnelemiş. Bademler tiyatrosunun oyuncusu, yönetmeni, ışıkçısı yani kadrosunun tamamı köylüler. Gündüz tarlada çalışıp, akşamları tiyatronun yolunu tutuyorlar. Burada hiç kimse gerçek adıyla tanınmıyor, insanların canlandırdıkları roller lakabı oluyor; hatta lakapları mezar taşlarına bile yazılıyor. Shakespeare Ahmet, Juliet Zeynep, Mişon Emmi gibi. 1963 yılında Berlin Film Festivalinde Altın Ayı ödülü kazanan Susuz Yaz filmi de Bademler’de çekilmiş, Necati Cumalı’nın aynı adlı romanından uyarlanan filmin yardımcı oyuncuları ve figüranları Bademler halkındanmış.

Bademler uzaktan bakıldığında sıradan bir köy gibi görünüyor, ancak köyde dolaştıkça insan şaşkına dönüyor. Köyde 78 yıldır kapılarını açık tutan bir kütüphane var. Türkiye’nin ilk oyuncak müzesi de Bademler’de kurulmuş. Bu kadarla bitmiyor. Köyde ambalaj atıkları ayrıştırılarak toplanıyor. Pazar günleri de köyün meydanında yöresel ürünlerin satıldığı bir pazar kuruluyor.

Bademler’de ulusal bayramlarla, Nevruz, Hıdırellez, Deniz Bayramı ve Derme devşirme günü coşkuyla kutlanıyor. Köyün en ilginç geleneklerinden biri ise Derme devşirme. Bazı perşembe sabahları kadınlar çeşitli kılıklara giriyor ve dümbelekle, tefle köyde dolaşarak bir yandan eğlenip eğlendiriyor, bir yandan da evlerden yemeklik malzeme topluyor. Toplanan malzemeyle köyün içinde üç yol ağzında kazanlar dolusu yemek pişirilip dağıtılıyor. Halk arasında Derme devşirme çorbasından içen kişinin yıl boyunca hastalanmayacağına inanılıyor.

NASIL GİDİLİR?
İzmir'e 38 km uzaklıktaki Urla'ya günün her saati sefer yapan minibüsler ya da saat başı Urla ve İzmir’den karşılıklı kalkan belediye otobüsleriyle ulaşılıyor. İzmir-Seferihisar karayolu üzerindeki Bademler köyü İzmir'e 35 km, Seferihisar'a ve Urla'ya 9 km uzaklıkta. Bademler'e İzmir'den 320 numaralı belediye otobüsüyle gidilebiliyor.

YAPMADAN DÖNME!
Klazomenai kalıntılarını dolaşmadan,
Yorgo Seferis ve Necati Cumalı'nın evlerini görmeden,
Karantina Adası ve Yassıcaada'ya gitmeden,
Çeşmealtı Plajı'nda yüzmeden,
Bademleri gezmeden DÖNME!

NE YENİR?
Urla'ya özgü yemekler arasında bamyadan yapılan Bazina; un, zeytinyağı ve keçi peynirinden yapılan Urla Katmeri; Urla'da Sore olarak adlandırılan kuzu kol sarma; yöresel otlar, yumurta, un ve lordan yapılan Çalkama; gelincik çiçeğinden yapılan Gelincik Şurubu ve Damat Helvası anılmaya değer.




Görülmeye Değer Yerler:

Ziyaretçi
Fatih Cihan Yazdı:
Urla yine Türkiye'nin en büyük ilçelerinden birisi...
Yorum Ekle
Güvenlik Kodu (CAPCHA)
Kodu Güncelle
Lütfen Güvenlik Kodunu Giriniz.
Kod görünmüyorsa güncellemek için üzerini tıklayınız..